Çayımız ve Çay Bakımıyla İlgili Bilmemiz Gerekenler
Çay, doğada yabani olarak yetişen çay bitkisinin yapraklarının ilk kez işlenmesiyle hazırlanmıştır. Çayın anavatanı çeşitli kaynaklarda, Çin ve Hindistan olarak kabul edilmekte, bu ülkelerde kültür bitkisi ve içki olarak yaygınlaşmasında Budizm'in ve Budist rahiplerin büyük etkisinin olduğu bilinmektedir. Çin ve Hindistan'dan sonra çayı tanıyan üçüncü ülke Japonya ve diğer Asya ülkeleridir. Çay tüketim alışkanlığının 16. yüzyıldan itibaren Avrupa ülkelerine ve oradan da tüm dünyaya yayılmaya başladığı, konu hakkında yazılan çeşitli kaynaklardan anlaşılmaktadır. Dünya üzerinde çay bitkisi, Kuzey yarım kürede yaklaşık 42 enlem derecesinden, Güney yarım kürede 27 enlem derecesine kadar olan kuşak üzerinde yetiştirilmektedir. Yağışın bol ve iklimin sıcak olduğu bölgelerde yetiştirilmesine rağmen dünyada çay üretiminin ekonomik olarak yapıldığı yerler sınırlıdır. Hindistan, Çin, Sri Lanka, Endonezya, Kenya ve Japonya çay bitkisinin yaygın olarak yetiştirildiği ve çay üretiminin yoğun olarak yapıldığı ülkelerdir. Bu ülkeler ve Türkiye ile birlikte 30'a yakın ülkede ekonomik düzeyde çay üretimi gerçekleştirilmektedir. Çay yetişmesine etki yapan en önemli etken iklim ve topraktır. Yıllık sıcaklık ortalamasının 14 santigrat derecenin altına düşmemesi, toplam yıllık yağışın, 2000 mm'den az olmaması ve aylara göre dağılımının düzenli olması, bağıl nem oranının ise en az %70 olması, çay bitkisinin normal gelişimi için gerekli olan koşullardır. Çay bitkisi kumdan kile değin değişen yapıdaki asit tepkimeli topraklarda yetişebilmektedir. Dünya çay tarım alanları yaklaşık 2.500.000 hektardır. Bu alanın %86'sı Asya Kıtasında, %9'u Afrika kıtasında, geri kalan %5'lik kısmı ise Güney Amerika, Okyanusya ve Rusya da bulunmaktadır. Dünya kuru çay üretimi 3.000.000 tondur. Bu miktar üretimin %82.5'i Asya kıtasında, %14.7'si Afrika kıtasında, %2.8'i ise Güney Amerika, Okyanusya ve Rusya da yapılmaktadır. Dünyada üretilen kuru çayın %42.5'i ihraç edilmektedir. Büyük çay üretici ülkelerden Asya kıtasında yer alanların dünya ihracatından aldıkları pay %64, Afrika kıtasında yer alanların aldıkları pay %30.9, Güney Amerika kıtası ve diğerlerinde yer alanların payı ise %5.1 dir. Dünyada çay ithalat miktarı (1998) 1.277.483 tondur. İthalatın %27.9'u Asya ülkeleri, %16.8'i Afrika ülkeleri, %14.4'ü İngiltere ve İrlanda, %9.9'u Rusya Federasyonu ve geri kalan %3.1'i ise diğer ülkeler tarafından yapılmaktadır. Yıllık kişi başına çay tüketim miktarları yüksek olan ilk beş ülke ise şunlardır; İrlanda (3,2 kg), Kuveyt (2,5 kg), İngiltere (2.6 kg), Türkiye (2.3 kg), Katar (2.0 kg) Türkiye, çay tarım alanlarının genişliği bakımından, dünyada üretici ülkeler arasında 6.sırada, kuru çay üretimi yönünden de 6.sırada, yıllık kişi başına tüketim bakımından ise 4. sırada yer almaktadır. Türkiye, kuru çay üretimi yönünden 1999 yılına kadar 5. sırada iken, 2000 yılında 6. sıraya düşmüştür.
Budama
Çay bitkisi doğada gelişmeye bırakıldığında ağaç şekline dönüşür. Böyle bir dudumda yaprak hasadı güçleştiği gibi, sürgün verimi de düşer. Bu nedenle çay bitkisi, toprağa yakın yükseklikte dallandırarak, düzgün bir toplama seviyesi ve bol sürgün oluşumunu sağlamak amacıyla budamaya tabi tutulur.
Şekil Budaması
Üç yaşını doldurmuş ve dört yaşına girmiş çay fidanlarına uygulanan ilk budamadır. Çay fidanını dallandırıp ocak haline getirmeye yarar. Bu budama çay fidanının 3 yaşını dolduran seneyi takip eden Kasım-Aralık veya Mart aylarında yapılır.
Budama yerden itibaren 20 cm yukarıdan yapılır. Bütün dallar aynı yüzeyden olmak üzere, keskin budama bıçağı ile kesilir. Kesik yüzey içten dışa doğru hafif meyilli olmalıdır. Bu durum yaranın erken kapanması ve çay fidanının dışa doğru dallanarak ocak halini almasına yardım eder. Budamaya tabi tutulan ocaklardan hemen hasat yapılmaz. Sürgünlerin 30 cm sürmesi, yani, yerden itibaren 50 cm seviyeyi alması beklenir. Bu süre Haziranın veya Temmuzun ortalarını bulur. Böylece çay fidanlarının ocak haline gelmesine , fidan aralarının kapanmasına, otların büyümemesine, zeminde arzu edilen nemliliğin doğmasına, en önemlisi geniş toplama tablası oluşarak, ürün miktarının artması sağlanır.
Ürün Budaması
Şekil budamasından sonraki ilk hasadı izleyen hasat dönemlerinde ürün miktarı sürekli artış gösterir. Ürün toplanan çay ocaklarında hasada devam edilmesi, tabla seviyesinin her yıl ortalama 10 cm yükselmesine sebep olmaktadır. Bu durum, çaylıklarda gezme, hasat, gübreleme ve mücadele gibi işlemlerin uygulanmasını zorlaştırdığı gibi, çay ocaklarının tabla yüzeylerinin çalılaşmasına, filizlerin, kısa, kart ve hatta kör olarak teşekkül etmesine sebep olarak, çaylıkta verimin düşmesine yol açmaktadır. Bu şekildeki çaylıkları, yeniden canlanıp ürün miktarını artırmak ve kalite ürün elde etmek amacıyla budamak gerekmektedir. Ürün budaması, yerden 25 cm yükseklikten yapılır. Çay ocağında ortadan çıkan dallar dipten kesilir. Ocağın kenarında sıralanan, dışa doğru düzenli açılma gösteren düzgün dallar bırakılır. Dışta kalan daların arasındaki bozuk şekilli zayıf dalların da dipten kesilerek çıkarılması gerekir. Ürün budaması yapılan bir çay ocağı, tepeden bakılınca çanak şeklinde görülür. İlk ürün budaması yapılmış çaylıkta sürgünlerin topraktan yüksekliği 50 cm'yi bulunca hasada başlanır. İzleyen yıllardaki ürün budamaları bir önceki budama yüksekliğine 5 cm eklenerek yapılır.
Gençleştirme Budaması
Her ürün budamasında bir önceki budama seviyesine 5 cm eklenerek yapılması sonucunda tabla seviyesi gittikçe yükselir ve budama yüksekliği hasat tablası yüksekliğine eşit olur. Bu durumda, çay ocakları yerden 20 cm yükseklikten budanır. Bu budamaya gençleştirme budaması denir. Bundan sonraki budamalar ürün budamasının aynıdır.
Tabla Düzeltme (ÇIRPMA)
Hasat sonucunda toplama tablasında oluşan bozuklukların giderilmesi için uygulanan bir işlemdir. Ürün budaması ile uygun toplama tablası oluşturuluyorsa da, bazı obur dalların hızlı gelişme göstermesi ve hasat bozuklukları nedeniyle zamanla hasat tablasının düzgünlüğü kaybolur. Bu durum hem hasadı güçleştirir hem de ürün verimini olumsuz yönde etkiler. Çırpma işlemi, çay ocakları uyanmadan ve yaşamsal işlevler başlamadan önce yapılmalıdır. Yöresel farklılık göstermekle birlikte, çırpma Kasım ve Aralık ayları ile Mart ayı içerisinde yapılabilir. Çırpmada tüm dalların kesilmesine gerek yoktur. Hasat tablasını kesen dallar bıçakla uygun şekilde kesilmelidir.
Budama Yapmanın Faydaları
Budama, çay fidanını dallandırarak kısa zamanda tabla oluşumuna sebep olur. Geniş tabla yüzeyi oluşturarak ürün verimini artırır. Ocak aralarını kapatarak yabancı otların büyümesine mani olur. Budama, çalılaşmış, verimden düşmüş ocakların tazelenip sürgün veriminin artmasına yardım eder. Budamadan sonra büyüyen sürgünler kuvvetli ve taze olur. Bu sürgünlerden elde edilen kuru çay da kaliteli olur.
Budamanın Zamanı ve Zamansız Budamanın Zararları
Budamadan beklenen yayarın sağlanması için uygun zamanda yapılması önemlidir. Zamansız yapılan budama fayda yerine zarar getirir. Budama zamanı, bitkinin uykuya girdiği devredir. Bu dönem ülkemizde, havanın sıcak ya da soğuk olmasına bağlı olarak, Ekim ayı sonu ile Mart ayı sonu arasındaki dönemdir. Ancak uyku devresinin her ayı çaylıkların budanması için uygun değildir. Kış soğuk ve donları dışında kalan Kasım- Aralık ayları ile Mart ayı budama için en uygun zamanıdır. Bu aylar dışında, hasadın yapıldığı aylarda kesinlikle budama yapılmamalıdır.
Yazın Yapılacak Budamanın Zararları
Yaz mevsimi hasat mevsimi olduğu için, bu dönemde yapılacak budama ile bir sonraki ürünün alınamaz. Mayıs ve sonraki aylarda ocaklar ürün vermiş, bitki topraktaki besin maddelerinin bir kısmını kullanmış ve toprak nispeten yorgun düşmüştür. Böyle bir anda yapılacak budamadan sonra, çay ocaklarında kuvvetli sürgün gelişimi olmaz. Sürgünler kısa zamanda köre kaçar. Bitkiye su yürümesi ile birlikte, toprağa verilen gübre bitkinin gövde ve dallarına doğru hareket eder. Bu dönemde yapılacak budama ile bitki, besin elementlerinden yeterince yararlanamadan, besin elementleri kesilen dallarla birlikte atılır ve bu durumda hem emek hem de gübreye verilen para atılmış olur. Kasım, Aralık ve Mart aylarında ise besin maddeleri köklerde veya köklere yakın kalın gövde kısımlarındadır. Dolayısı ile bu dönemde yapılacak budamada böyle bir kayıp sözkonusu değildir. Sonbaharda yapılan budamalar, hastalık ve zararlılara ait yumurta ve çoğalma yapılarının faaliyete geçmeden temizlenmesine yardımcı olur. Çaylıkların budama yerine, yakılması çaylıklara büyük oranda zarar vermekte ve böyle çaylıklardan ürün alınması mümkün olmamaktadır.
Gübreleme
Bitkilerin sağlıklı büyümesi, bol ve kaliteli ürün verebilmesi için toprakta azalan besin elementlerinin, en az bitki tarafından topraktan alındığı miktar kadar toprağa geri verilmesi gerekmektedir. Çayın gübrelenmesinde kullanılacak gübreleri; organik ve kimyevi gübreler olarak gruplamak mümkündür. Organik gübrelerin başında ahır gübresi gelir. Bitki artıları ile çaylıkların yüzeysel olarak örtülmesi de organik gübre olarak kabul edilir. Toprağın yapısına etki etmesi, bitki besin elementleri kaynağı olması ve ürün miktarına etkili olması nedeni ile ahır gübresi çaylıkların gübrelenmesinde önemli yer tutmaktadır. Ahır gübresi, kullanıldığı toprağın su kapasitesini artırır, su geçirgenliğini de olumlu yönde etkiler. Ahır gübresi, surun toprak yüzeyinden akmasına, buharlaşmasına ve verimli toprağın taşınıp götürülmesine engel olur. Ahır gübresi, bir yandan toprağın kolay tava gelmesini sağlarken, kumlu topraklarda, toprak parçacıklarını birbirlerine bağlar ve killi topraklarda parçacıklar arasındaki bağı gevşeterek kök gelişmesi için daha uygun ortam hazırlar. Organik yapısı nedeniyle toprak havalanmasına olumlu etki yaparken, parçalanması sonucu oluşan karbondioksit ve organik asitler bitki besin maddelerini bitkiye yarayışlı hale getirir. Ayrıca toprak sıcaklığını bitki gelişmesi için uygun duruma getirir. Ahır gübresi toprak mikroorganizmalarının üzerinde de olumlu etki yaparak, toprakta biyolojik değişmelerin hızını artırır. Ahır gübresinin etkisi, giderek azalmak suretiyle, 3-4 yıl sürer. Diğer bir organik gübre olan, çaylıkların bitki artıkları ile örtülmesi (malçlama), özellikle meyilli arazilerde kurulmuş çaylıklarda toprak ve su korunmasında etkili olur. Organik gübre olarak, bitki artıklarının yanında sap ve saman karışımı, orman ağaçlarının yaprakları, özel olarak bu amaç için yetiştirilmiş ot ve benzeri bitki materyalleri kullanılır. Bunun için budama artıklarının bahçeden atılmayarak, bahçeye serilmesi organik gübre olarak büyük önem taşımaktadır.Malçlama, topraktan erozyon ile su yitmesini önler. Özellikle bu, yeni kurulan çaylıklar ile budanmış çaylıklarda önem taşımaktadır. Bu çaylıklarda toprağın büyük bir bölümü güneşin ve rüzgarın etkisi altındadır. Çay topraklarının malçlanması, toprağın çatlamasını önlediği gibi, yağmur damlalarının etkisi ile toprağın balçıklaşmasını da önler. Çay topraklarının yüzeysel olarak malçlanması toprak yapısını düzelterek kök gelişmesi için uygun ortam hazırlar. Kimyevi Gübreler, bileşiminde bir veya birden çok bitki besin maddelerini ihtiva eden gübrelerdir.
Çaylıklara Gübre Verilme Zamanı ve Miktarı
Çaylıklara öncelikle organik gübreler verilmelidir. Yeterli organik gübrenin verilemediği durumlarda, toprağı bitki besin maddelerince zenginleştirmek amacıyla kimyevi gübreler kullanılır. Toprağa verilecek çiftlik gübresinin miktarını, toprağın organik madde kapsamı ve toprak yapısı belirlemekle birlikte, çaylıklara 3-4 senede bir, dekara 3 ton ahır gübresi verilebilir. Ahır gübresi budamadan önce verilmelidir. Budanan çaylıklara Mart, Nisan, diğer çaylıklara ise Kasım- Aralık aylarında gübre verilebilir. Gübre çay ocaklarının arasına taç iz düşümü dikkate alınarak eşit kalınlıkta serilmeli ve hafif çapa yapılarak toprağa karıştırılmalıdır. Yapılacak çapanın derinliği 5 cm'yi geçmemelidir. Kimyasal gübreler çaylıklara toprak yüzeyine düzgün şekilde serpilerek uygulanır. Düz alanlarda kurulu çaylıklarda gübreler, bitkinin taç iz düşümü dikkate alınarak, daire şeklinde bitki etrafına serilerek verilmelidir. Meyilli alanlardaki çaylıklara da olanaklar elverdiğince, gübreler eşit ve düzgün şekilde toprak yüzeyine serpilerek verilebilir. Dar teras yapılmış alanlardaki çaylıklarda ise gübreler, terasın iç ya da yukarı kısmına, toprak yüzeyine serpilerek uygulanır. Gübreler hiçbir zaman çaylıkların üzerine serpilerek verilmemelidir. Bu şekilde yapılan gübreleme, çay bitkisinin yapraklarında zarar meydana getirmekte ayrıca, gübrenin büyük bir bölümü toprağa ulaşmadan, yağmurla yıkanıp gitmekte, bitki bu gübreden faydalanamamaktadır. Toprağa verilecek kimyasal gübre miktarı toprak analizleri sonucunda belirlenmelidir. Son yıllarda yapılan toprak analizleri sonucunda çay bahçelerinde kullanılacak en uygun kimyasal gübrenin 25:5:10 (N P K) terkibindeki kompoze gübre olduğu tespit edilmiş olup, her yıl dekara 70 kg kompoze gübre verilmesi önerilmektedir.
Hasat
Yaş çay ürünü; çay bitkisi üzerindeki genç sürgünlerin ucundan itibaren, tepe tomurcuğu ve tepe tomurcuğunu takip eden birinci ve ikinci yapraktan müteşekkil, körpe, taze ve lif vermeyen, kaliteli kur çay üretimine elverişli nitelikteki filizden ibarettir. Sap ve ayası tam teşekkül etmemiş yaprakcık da tomurcuk sayılır. Budanmış ve bakımlı çaylıklardan hasat edilen ve kırıldıklarında lif vermeyen üçüncü yaprak ile körpe, taze, tek veya çift yapraklı kör sürgünler de ürün kabul edilir. Hasatta iki yaprak bir tomurcuğun istenmesinin temel amacı, bu yaprakların, çayın kalitesini etkileyen unsurlar olan kafein ve polifenol kapsamlarının yüksek olmasının yanında, işleme için fiziksel yapılarının da çok uygun bulunmasıdır. Çay bitkisinde hasat işlemi diğer ürünlerden farklı olarak uzun bir dönemi kapsar. Ülkemiz şartlarında çay hasadı, iklim şartlarına bağlı olarak, Mayıs ayı başında başlayıp, Ekim ayında sona ermektedir. Çay hasadı sürgünler itibariyle yapılmaktadır. Bir hasat döneminde 3 sürün dönemi bulunmakta olup, iklim koşullarının uygun olması sonucunda dördüncü sürgünde oluşabilmektedir. Yetişmiş ve budanmış çaylıklarda hasat zamanı çok iyi bilinmelidir. Hasadın erken ya da geç yapılmaması gerekir. Toplama tablası oluşmuş çay ocaklarındaki sürgünler, işletme için uygun olan yaş çay ürünü normuna geldiği zaman toplanmaya başlanmalıdır. Hasadın erken yapılması halinde alınacak ürün miktarı azalacak, geç yapılası durumunda ise ürün kartlaşarak kalitede bozulmalar olacaktır. Ülkemizdeki çay bahçelerinin tamamına yakını tohumla tesis edilmiştir. Çay bitkisi yabancı döllenme gösteren bir bitkidir. Dolayısı ile melezleşme gerçekleşmekte ve bu durumda bahçedeki ürün farklı zamanda toplama olgunluğuna gelmektedir. Bunun için hasatta, önce gelen ürünü toplamak ve bir bahçeye, ürünün hasat olgunluğuna gelme zamanına göre birkaç kez girmek sureti ile hasat yapılması önemlidir. Budanmış çaylıklarda hasat işlemi büyük önem arz etmektedir. Budamadan sonra süren sürgünler toplama seviyesine geldikten sonra sürgünlerde elle uç alma yapılmalı ve sürgünlerin dallanarak geniş bir toplama tablası oluşturulması sağlanmalıdır. Derinden yapılacak hasat budamadan sağlanacak yararın azalmasına neden olacaktır.Hasatta dikkat edilecek önemli bir nokta da hasat sonrası ocakta yeterli miktarda olgun yaprağın bırakılması ve bir sonraki hasat için bitkinin ihtiyaç duyduğu gücü bulabilmesinin sağlanmasıdır.
Çay Tarımındaki Gelişmeler
Uzun yıllar tarımsal teknik önlemlerin zamanında ve uygun şekilde yapılmaması neticesinde özellikle yaşlanmış çay bahçelerinin ürün verim ve kalitesinde azalma meydana geldiği bilinmektedir. Bu durum dikkatte alınarak 93/5096 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çıkartılmıştır. Bakanlar Kurulu Kararının çıkarılmasının ardından "Çay bahçesi Ruhsatlarının Yeniden Düzenlenmesinde Uygulanacak Esaslar Hakkında" Yönetmelik yeniden düzenlenmiş ve Resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik ve Kararname gereği tüm çay bahçelerinin ruhsatları yenilenmiştir. Bu Kararname 1994-1998 yılları arasında uygulanmış, uygulamanın çay bahçelerinde olumlu netice vermesi üzerine uygulama süresi 7.10.1998 tarih ve 98/11807 sayılı ek Bakanlar Kurulu Kararı ile 5 yıl daha uzatılmıştır. 93/5096 sayılı Kararnamenin beş önemli işlevi bulunmaktadır. Birincisi; Çay bahçelerinde her yıl 1/5 budama yapılması suretiyle kademeli olarak ocakların gençleştirilmesi, İkincisi: Budamanın yapıldığı yıl içinde kısmen ürün kaybına uğrayan üreticinin bu kaybının devlet tarafından tazmin edilmesi. Üçüncüsü: Çay bahçelerinin mevcut ruhsatlara uygunluğunun tespit edilerek ruhsatlarının yenilenmesi ve kaçak olarak tesis edilen çay bahçelerinin tekniğine uygunlukları kaydı ile bir defaya mahsus olmak üzere ruhsatlandırılması. Bu Kararın yayımından itibaren yeni çaylık tesisinin yasaklanması. Dördüncü unsur: sektördeki tüm işletmelerin ihtiyaç duydukları yaş çay yaprağını ruhsatlı üreticilerden alabilecekleri. Beşinci unsur ise, yaş çay işleme ve paketleme tesislerinin sahip olması gereken teknik ve hijyenik özellikleri taşıyıp taşımadığının denetlenmesidir.
İyi Çay Demlemek İçin
* Çay, nem ve harici kokulardan etkilenmeyecek şekilde kapalı ambalajda muhafaza edilmeli.
* Demlemede kireçsiz su ve porselen demlik tercih edilmeli.
* Temiz demlik içine beher bardak için bir çay kaşığı dolusu çay konularak ılık su ile yıkanmalı.
* Demliğe, çaydanlıkta kaynamakta olan sudan konulmalı.
* Çaydanlıkta kaynar suyun ateşi kısılarak demlik çaydanlığın üzerine oturtulmalı ve dem kaynatılmamalı.
* Çayın demlenme süresi 10 -15 dakika olmalı ve demlenen çay yarım saat içinde içilmelidir.
NOT : Okuduğunuz bilgiler ÇAYKUR Genel Müdürlüğünün Resmi İnternet Sitesinden Alınmıştır