hackun
""HAÇKUN MENÜ""
       Anasayfa
       Webmail
       Resimlerimiz
       Ulaşım
       Z. Defteri
       Canlı Kamera
       Forum
       Kim Nerede
       Destanlarımız
       Şiir Köşemiz
       Videolarımız
       Sizin Köşeniz
       G.Tablomuz
       Tartışma Odası
       Haçkunspor
       Sağlık
       Site Yönetimi
       İletişim
""ÜYE GİRİŞİ""
 
Kullanıcı Adınız

Şifreniz
 
    Kayıt ol
Şifremı Unuttum
""RADYOMUZ""
 

            HAÇKUN FM
 
""HABERLER""
 
 
""GÜNLÜK GAZETELER""
""KÜLTÜRÜMÜZ""
           Geleneklerimiz
           Yemeklerimiz
           Çay Tarımı
           Golağona Şenlikleri
           Tulum
""İLÇEMİZ PAZAR""
           Coğrafi Durum
           İdari Durum
           Pazar Tarihi
           Pazar Nüfusu
           Kimlik No Bulma
           Vergi No Bulma
           S.s.k Bilgi Dökümü
           Ö.y.s.m Sınav
           Bağkur Sicil Sorgulama
           Devletim
""E DEVLET""
""DOST SİTELER""
           Kusta
           Rize Pazar
           Bomponam
           Pazar 53
           Pazarlı
           Hunar

www.hackun.com Sizlerin sesi olmaya devam ediyoruz sitemize destek için buraya tıklayarak üye olun,bir tutkudur haçkun...
 
 
 
 
TV'de Bugün
Günlük Burç

Türkçe - İngilizce Sözlük
ç - y - ? - ö - ? - ü
Kelime:
Kelime
Türkçe-İngilizce Sözlük
"""ESTRALAR"""
 
""SİTE SAYACI""
 
""HAVA DURUMU""
Geleneklerimiz
EVLENME VE SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER
· Evlilikler yakın çevreden yapılır, yakın çevrede kız yoksa dışarı çıkılırdı.
· Gelinlik kız komşu, akraba ve aile büyüklerince yapılırdı. Her ne kadar erkeğin görüşü alınsada son söz aile büyüklerindi
· Beşik kertme vardı. Ancak bu doğuda olduğu kadar zorlayıcı olmayıp, çocuklar büyüyünce evleme zorunluğu taşımazlardı.
· Kız arama da elçi denilen insanlar devreye girerdi.
· Kız seçimine çok önem verilirdi. Kızın soyu sopu araştırılırdı. Kız tarafıda erkeğin soyu sopunu araştırır, uygunsa verirdi.
· Kızın erkeğe gönüllü olması ve kaçma işini beraber planladıkları durumlarda olay fazla büyütülmez, zamanla örtbas edilirdi.
· Sevenlerin kavuşamama durumunda maraz denen ruh hastalıkları olurdu.
· Kız istenmeden önce ondan büyük kız olup olmadığı araştırılırdı. Böyle bir durum varsa kız istenmez, istense de büyük kız varken ufak kız verilmezdi.
· Kızın bir başkasına sevdalı olup olmadığına bakılrdı.
· Kız daha istenmeden, yani iş resmiyete dökülmeden elçiler sayesinde iş halledilmiş olurdu.
· Kız istenmeye gidilirken karşı taraf haberdar edilir, hazırlıklı olmaları sağlanırdı. Erkek tarafı karşılanır ağırlanır. Bir müddet ordan buradan konuşuldukjtan sonra asıl konuya girilirdi. "Allah'un izniyle, Peyganberun kavliyle kizinuzi oğlumuz Temel'e istiyiruk" denirdi. Kız tarafı kendini naza çeker, cevap vermek istemez, çay kahve, yemek ikram edip konuyu dağıtmaya çalışırdı. Erke tarafı da israr eder "Kızı vermezseniz ne yemeğinizi yeriz nede kahvenizi içeriz" derdi. Hayli mücadele sonunda istekler sıralanır, kabul edilince de kız verilirdi.
· Kız istendiğinde verilirdi. Çünkü söz önceden alınır ve kararlaştırılmış olurdu. Söz alınmadan kız istendiğinde, istenmedik olaylar olabilirdi. Erkek tarafı soğuk karşılanır. Mazeretler uydurulur. Bazen de kız görücüye çıkmazdı. 
· Kız tarafı erkek tarfının karşılayabileceği kadar başlık parası isterdi. Bu kıza harcanırdı. Ayrıca kıza alınacak eşya ve altın tesbit edilirdi. 
· Ara kesildikten sonra (kızın sözünün alınması) olay hemen duyurulurdu. Bu da erkek tarfının dılaru da hava ya kurşun sıkmasıyla olurdu. Peşinden yemek yenir. Düğün günü belirlenir, ayrıntılar konuşulurdu.
· Ara kesilirken kız tarfına verilen sözler düğnden önce yerine getirilirdi. Bir alış veriş günü tesbit edilirdi. Genellikle Çarşamba günü olurdu. Her iki tarfta birinci derece yakınlar olurdu. 
· Takılardan genellikle çok eskiden dilme fes, beşli, daha sonraları zincir, bilezik, küpe, yüzük, saat, alyans, iğne gibi altın eşyalar alınırdı. Daha sonra söz verilen giyim kuşam ve yerleşimle ilgili diğer eşyalar alınırdı. 
· Alınan eşyalar önce kız evine gönderilir, kızın kendi hazırladığı  eşyalarla birlikte sergilenirdi. Bu olaya "Bohça Açıldı" denirdi. Perşembe'den Cumartesiye kadar açık kalır isteyen gelir bakardı.
· Eşyalar evden çıkarken, kızın erkek kardeşi yoksa bir yakını kapıyı keser ya da sanduğa otururdu. Kapı  erkek tarafının bir miktar para vermesiyle açılırdı.
· Cumartesi erkek evine getirilen eşyalar kız tarafınca yerleştirilirdi.
· Kına gecesi Cumartesi olup her iki taraftada yapılırdı. Misafirler horon eder, oynar, toplu halde kurşun sıkılırdı.
· O gecede geline kına yakılır. Başka isteyenlerde var ise onlarda kına yakardı. Bazen geline yakma işlemi Pazar sabahına bıraklıdığı da olurdu. 
· Erkek tarafı kına gecesinde şeker, fındık türü yiyecekler gönderirdi. 
· Pazar sabahı erkek tarafı kalabalık bir halde kızı almaya giderdi. "Duğunci" denen bu grup yol boyunca sık sık silah sıkardı. Bunu duyan kız tarafı da karşılık verirdi. 
· Gelini evden genellikte damadın babası veya ağabeyi çıkarırdı. Bu arada kapı kesilir bahşiş istenirdi. Yol boyunca yer yer yol kesildiği olurdu. Geli evden çıkarken kurşun sesleri ortalığı yıkardı.Bazı evlerdede ilahiler okunurdu
· Yol yakınsa gelin yaya, uzaksa at ile getirilirdi.
· Gelinin evinden gelenlere ikram edilen lokumu damada ulaştıran ödüllendirilirdi. Bu kimseye "müjdeci" denirdi. Müjdeciye ya para ya da bir tepsi baklava verilirdi. 
· Kız ve erkek tarafıı birlikte kurşun ata ata gelinle birlikte erkek evine gelirdi. Bu gruba "alay" denirdi. Kız ağlarsa, "Hem ağlıyalum, hem gidelum" denirdi.
· Kız eve girmeden önce tatlı dilli olsun diye, elini bala tutturup sağ parmaklarıyla kapının başına sürerlerdi. Zengin olsun diye başına bez koyup para dökerlerdi. 
· Kız tarfından birileri gelini içeri sokmaz.Bir şeyler isterdi. Buna "kapılık istemek" derlerdi.
· Gelin odasına götürülür, oturtulur, yanında genellikle ablası veya yengesi bulunurdu. Bazen de o mahalede yeni gelin olmuş birisi de olabilirdi.
· Düğün akşama kadar devam ederdi. Bu arada sıksaray, sallama, atlama, titreme gibi horonlar yapılırdı. Horonlar genellikle erkek erkeğe, kadın kadına oynanırdı.   · Erkekler daha çok evin dışında veya avluda, kadınlar ise evin içinde bir yerde oynarlardı. Erkekler kızlar bir arda oynadığında kadınlar veya kızların kollarına ancak yakınları girebilirdi.
· Horonlar kaval, tulum, akordiyon, mozika (mızıka) nadir olarak zurna ve daha çok kemençe eşliğinde oynanırdı. 
· Çoğu zeminde şairle atma türkülerle horona ayrı bir renk katarlardı.
· Bu arada erkek anaları da boş durmaz. Sağa sola göz gezdirir. Bir kız ararlardı.
· Yakın komşuların yardımıyla misafirlere yemek verilirdi. Bu arada bazıları bahşiş almak için yemeği engellerdi. Buna "sofra bağlama" denirdi. 
· Hava kararamadan düğün alayı dağılır fakat kız tarafından bir kaç kişi bir müddet daha beklerdi.
· Gerdeğe girilmeden eğer önceden kıyılmadıysa " hoca nikahı" yapılırdı. 
· Ev gerdeğe gireceklere bırakılır. Bir günlüğüne ev sakinleri komşulara kalırdı.
· Pazartesi günü gelin erken kalkar ve ev işlerine konulurdu. Sözde uğursuzluk getirmesin diye geline bir hafta süpürge tutturulmazdı. Bugün aynı zamanda kız ve erkek tarafının birbirine bohça içersinde hediye verdiği gündür. Bu olaya "bohça çıktı" denirdi. 
· Düğünden bir hafta sonra "yedi" olurdu. Yedi, kızın damatla babasının evine gitmesiydi. Damat'a bu arada bazen ağra kaçan şakalar yapılırdı. Bu şakalrdan korunmak için damadın yanında korumaları olurdu. 
· Damat sofraya oturduğunda sofra arkadaşları tarafından bağlanır. Kaynana sofranın açılması ve damadın yemek yemesi için bahşiş verirdi.
· Yedididen birkaç gün sonra da kız tarafı erkek tarafınca devet edilirdi.

 
 
                                    ÖLÜM VE SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER

· Cenaze törenlerini hocalar yönlendirir.
· Eğer durum ağırlaşmış ve yapılacak bir şey kalmamışsa, hoca çağrılır, son nefeste Kur'an ile gitmesi sağlanırdı.
· Ölüm yaşlılar için doğal karşılanır, çocuk ve genç ölümleri  derin iz bırakırdı.Bu gibi durumlarda halen devam eden ölünün arkasından destan yazma geleneği vardır.
· Ölen kimsenin ağzının açık kalmaması için bir bez parçasıyla ağzı bağlanır.Üzerine şimemesi için bir bıçak konur.
· Ölüm olayı yakın köylere sela, uzaklara telefon veya telgrafla bildirilir.
· Cenaze genelde, ertesi gün gömülür. Bundan maksat uzakta olan yakınlarun gelebilmesi içindir. 
· Genellikle öğle namazı sonrası, yakınların yetişememe durumunda ikindi namazından sonra defin işlemi olur.
· Ölüye dargın olanlar dahi cenaze törenine katılır.
· Ölünün başında ağıt yakılır. Ağıtlarda sınır olmaz. Ölenin ardından iyiliklerinden, yaşadıklarından gelişigüzel sesli olarak bahsedilir. Bunu kadınlar çoğunlukla yapar.
· Komşular devreye girer, ölü sahiplerini teselli ederken geleni gideni ağırlar, uzaktan gelenlere yemek veririler. 
· Ölünün hazırlanması, cenaze önce ve sonrası işlele hep komşular uğraşır.
· Yıkanıp tabutla musllaya konan mevtanın yüzüne isteyen bakabilir.
· Cenaze namazına tabut omuzda götürülür. 
· Her ailenin kendine ait mezarlığı olduğu gibi  köyün ortak mezarlığıda vardır.
· Ceset özenle hazırlanan mezara tabutla veya kefenle konur.
· Ceset gömülürken Kur'an okunur. Cenazeye gelen çocuklara bisküvi, şeker, fakirlere ve ihtiyacı olanlara havlu, namazgah, Kur'an-ı Kerim, dini bilgiler ve para verilirdi.
· Bazı yerlerde ölenin günahlarını affı için devir denilen dini bir tören yapılırdı.
· Defin akşamı ölü evinde Kur'an okunur. Bazı yerlerde de ölünün yıkanmasından gömülmesine kadar ki süre de hatim yaptırılır.
· Belli aralıklarda mevlit okutulur.
· Ölü yakınları uzun süre yalnız bırakılmaz, ziyaret edilir.

 
hackun

Açılış Sayfanız Yapın! Sık Kullanılanlara Ekleyin! Bize Yazın!